Sosyal Katman
SEÇİMİNİ YAP SENDE SOSYALLEŞ

Karizmatik kişiliği ve sıradışı uygulamalarıyla Emniyet Teşkilatı içinde kısa sürede tanındı. Diyarbakır'daki görevinden sonra gelecekte üç büyük şehirden birinin il emniyet müdürü olacağına kesin gözüyle bakılıyordu. Okkan, terörün yıllarca sıkıntısını çekmiş olan Diyarbakır'da halkla ilişkiler anlamında da sıradışı uygulamalar gerçekleştirdi. Diyarbakırspor'un üst lige çıkmasından yaşlılar için servis aracı tahsisine kadar uzanan renkli icraatlara imza attı. Gaffar Okkan 24 ocak 2001'de uğradığı silahlı-bombalı saldırı sonucu beş polis memuru koruması ile birlikte şehit oldu.

Uğur Mumcu ve Gaffar Okkan'ın aralarındaki tek benzerlik 8 yıl ara ile aynı gün öldürülmelerinden ibaret değil.

Cinayetlerin ardından kamuoyu Uğur Mumcu'nun "Tevhid Selam" adlı bir terör örgütü tarafından öldürüldüğü bilgisini edindi. Gaffar Okkan suikastinde ise şüpheli koltuğuna "Hizbullah" terör örgütü oturtuldu.

Adı geçen örgütlerin isimleri şüpheli hanesine yazılmıştı yazılmış olmasına. Ama nedense dikkatli bir göz tarafından bakıldığında bu isimler o hanelerin içinde iğreti duruyorlardı.

 

Uğur Mumcu ile aralarındaki tek benzerlik 8 yıl ara ile aynı gün öldürülmelerinden ibâret değil !!

 

Evet, Uğur Mumcu'nun gazetecilik hayatı boyunca islami çevrelerle ilgili pek çok yazı yazdığı bilinen bir gerçekti. Bu yazıları daha sonra çeşitli adlar altında kitaplaşmıştı da. Yani Mumcu, islami çevrelerin sempatiyle bakmadığı bir isimdi. Bu inkar edilecek değildi. Lakin Uğur Mumcu öldürülmeden önce islami çevrelerle ilgili bir çalışma yapıyor değildi. Mumcu'nun yazı masasının üzerinde son olarak "PKK dosyası" duruyordu.

Gaffar Okkan da öldürülemden önce Hizbullah terör örgütü üzerinde yoğunlaşmıştı. Abdullah Öcalan'ın yakalanmasının ardından bir sessizlik dönemine giren PKK'ya karşı çalışmalar sürüyordu ama yine de o dönemde öncelik Hizbullah'taydı. Bununla birlikte Hizbullah'ın suikast tarihine kadar asker olsun polis olsun kamu görevlilerini hedef aldığı görülmemişti. Kaldı ki Hizbullah gerek eğitim gerekse mühimmat yönünden -PKK'ya kıyasla- zayıf bir terör örgütüydü.Yani büyük bir suikasti kayıpsız tamamlayabilme kudretinden yoksundu. İşte şüpheli örgütlerin iğretiliğinin sebeplerinden biri buydu.

 

Dikkat çeken başka bir husus ise her iki cinayetin işleniş biçimiyle ilgili. Uğur Mumcu da Gaffar Okkan da vahşice öldürüldü. Uğur Mumcu'nun özel aracına bomba yerleştirildi ve Mumcu paramparça edildi. Gaffar Okkan da korumalarıyla birlikte saldırıya uğradı ve eylem sona erdikten sonra saldırganlar Gaffar Okkan'ın cansız bedenine -özellikle de başına- bir şarjör daha boşalttı.İki saldırı da aslında düpedüz birer güç gösterisiydi. Uğur Mumcu'yu tek bir kurşunla öldürmek de mümkündü. Zira Mumcu'nun koruması dahi yoktu. Gaffar Okkan ise sıklıkla halk arasına karışan öyle ki Diyarbakırspor maçlarında tribünleri dolaşan bir emniyet müdürüydü. Yani onun da bir tabanca kurşunu ile öldürülmesi işten değildi.

 

Durum böyle olunca her iki cinayeti işleyenlerin şüphesiz ki Uğur Mumcu'ya karşı da Gaffar Okkan'a karşı da büyük kin duyduklarını düşünmeden edemiyor insan. Bu yüzden olsa gerek her iki isim de Türkiye'deki klasik faili meçhul cinayetlerinde rastlanmayacak birer organizasyonla katledildi. Yani her iki isim özellikle seçildi.Oysa ki diğer faili meçhul cinayetlerde durum böyle değildi. Yani Ahmet Taner Kışlalı yerine bir başka profesör öldürülebilirdi. Veya Behçet Cantürk yerine bir başka işadamı. Fakat Uğur Mumcu ve Gaffar Okkan alternatifi olmayan iki hedefti. Mutlaka öldürülmeleri gerekirdi.

 

"Neden böyleydi?" sorusunun cevabını düşününce akla ilk gelen ise şu;

Uğur Mumcu da Gaffar Okkan da yaptıkları çalışmalarla "hainliğin odak noktasını" kendilerine hedef seçmişlerdi. Mumcu PKK'nın kuruluş sürecini inceliyordu. Okkan ise birilerinin büyük bir emekle kurduğu bir terör örgütünün ocağına incir dikiyordu. Her ikisinin ortak amacı önlerindeki büyük kumpası ortaya çıkartmaktı. Bu iki isim başarılı olsa o büyük şer organizasyonu çırılçıplak halde kalacaktı.

 

Bu yüzden "hainliğin kalbine gitme cüreti" gösteren bu iki ismi affetmediler. Ve her ikisini de ibret-i âlemlik sansasyonel eylemlerle ortadan kaldırdılar. Hele Gaffar Okkan suikasti hazırlanışı ve yapılış tarzı ile kusursuz bir eylemdi.

Ve o şer teşekkülü, adeta meydan okurcasına eylemler için aynı tarihi yani 24 Ocak'ı seçti.